Abdullah ADEMOĞLU İman Hakikatları Dersleri 18
Yazı Detayı
18 Ekim 2020 - Pazar 09:42 Bu yazı 163 kez okundu
 
İman Hakikatları Dersleri 18
Abdullah ADEMOĞLU
 
 
"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın enva'-ı mu'cizatından bir nev'-i azîmi, duasıyla zahir olan hârikalardır. Evet su nevi, kat'î ve hakikî mütevatirdir. Cüz'iyat ve misalleri o kadar çoktur ki, hesab edilmez. Misallerin çokları var ki, onlar da mütevatir derecesine çıkmışlar. Belki tevatüre yakın meşhur olmuşlar. Bir kısmını öyle imamlar nakletmiş ki, meşhur mütevatir gibi, kat'iyyeti ifade eder. Biz şu pek çok misallerinden, tevatüre yakın ve meşhur derecesinde münteşir bazı misalleri, numune olarak ve her misalinde birkaç cüz'iyatını zikredeceğiz.
   Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yağmur duası, tevatür derecesinde ve çok defa tekrar ile, daima sür'atle kabul olması, başta İmam-ı Buharî ve İmam-ı Müslim, eimme-i hadîs nakletmişler. Hattâ bazı defa minber-i şerif üstünde, yağmur duası için elini kaldırıp, indirmeden yağmış. Sâbıkan zikrettiğimiz gibi, bir-iki defa ordu susuz kaldığı vakit bulut geliyordu, yağmur veriyordu. Hattâ nübüvvetten evvel, cedd-i Nebi Abdülmuttalib, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın küçüklük zamanında mübarek yüzüyle yağmur duasına giderdi. Onun yüzü hürmetine gelirdi ki; o hâdise, Abdülmuttalib'in bir şiiri ile iştihar bulmuş. Hem vefat-ı Nebevîden sonra, Hazret-i Ömer, Hazret-i Abbas'ı vesile yapıp demiş: "Yâ Rab! Bu senin habibinin amucasıdır. Onun yüzü hürmetine yağmur ver." Yağmur gelmiş.
   Hem İmam-ı Buharî ve Müslim haber veriyorlar ki: Yağmur için dua taleb edildi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dua etti. Yağmur öyle geldi ki, mecbur oldular: "Aman dua et, kesilsin." Dua etti, birden kesildi.
   Hem tevatüre yakın meşhurdur ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, sahabe ve imana gelenler daha kırka vâsıl olmadan ve gizli ibadet etmekte iken dua etti:
     "Allahım, İslâmiyeti Ömer ibni'l-Hattâb veya Amr ibni'l-Hişâm (Ebû Cehil) ile aziz eyle."
     Bir-iki gün sonra, Hazret-i Ömer İbni'l-Hattâb îmana geldi ve İslâmiyet'i ilân ve i'zaz etmeye vesile oldu. "Fâruk" ünvân-ı âlîsini aldı. 
     Hem bazı sahabe-i güzîn'e, ayrı ayrı maksadlar için duâ etmiş. Duâsı öyle parlak bir surette kabul olmuş ki, o kerâmet-i duâiye, mu'cize derecesine çıkmış. Ezcümle, başta Buharî ve Müslim haber veriyorlar ki, İbn-i Abbas'a şöyle duâ etmiş: 
     "Allahım! Onu dinde fakîh kıl ve ona tefsir ilmini öğret." 
     Duâsı öyle makbûl olmuş ki; İbn-i Abbas, "Tercümânü'l-Kur'ân" ünvan-ı zîşânını ve "Habrü'l-ümme" yani allâme-i ümmet rütbe-i âlîsini kazanmış. Hatta çok genç iken, Hazret-i Ömer, onu ulemâ ve kudemâ-yı sahâbe meclisine alıyordu. 
     Hem başta İmam-ı Buharî, ehl-i kütüb-ü sahîha haber veriyorlar ki: Enes'in vâlidesi, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a niyaz etmiş ki: "Senin hâdimin olan Enes'in evlâd ve malı hakkında bereket ile duâ et!" O da duâ etmiş;"Allahım! Onun malını ve evlâdını çoğalt. Ve ona ihsan ettiğin nimetlere bereket ver."demiş. Hazret-i Enes, âhir ömründe, kasem ile ilân ediyor ki: "Ben kendi elimle yüz evlâdımı defnetmişim. Benim malım ve servetim itibariyle de, hiçbirisi benim gibi mes'ud yaşamamış. Benim malımı görüyorsunuz ki pek çoktur. Bunlar, bütün duâ-yı Nebeviyenin bereketindendir."
     Hem başta İmam-ı Beyhakî, ehl-i hadîs haber veriyorlar ki: Aşere-i Mübeşşere'den Abdurrahman Bin Avf'a, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, kesret-i mal ve bereketle duâ etmiş. O duânın bereketiyle o kadar servet kazanmış ki, bir defa yedi yüz deveyi yükleriyle beraber "Fîsebîlillâh" tasadduk etmiş. İşte duâ-yı Nebeviyenin bereketine bakınız.. "Bârekâllah" deyiniz... 
    Hem İmam-ı Buharî başta, râviler naklediyorlar ki: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Urve İbn-i Ebî Ca'de'ye, ticarette kâr ve kazanç için, bereketle duâ etmiş. Urve diyor ki: "Ben bâzı Kûfe çarşısında duruyordum, bir günde kırkbin kazanıyordum, sonra evime dönüyordum." İmam-ı Buharî der ki: "Toprağı da eline alsa, onda bir kazanç bulurdu."  
       Hem Abdullah İbn-i Ca'fer'e, kesret-i mal ve bereket için duâ etmiş. Hazret-i Abdullah İbn-i Ca'fer, o derece servet kazanmış ki, o asırda şöhretgîr olmuş. O bereket-i duâ-yı Nebevî ile hâsıl olan serveti kadar, sehavetle de iştihar etmiş. Bu neviden çok misâller var. Nümune için bu dört misâlle iktifa ediyoruz. 
      Hem başta İmam-ı Tirmizî haber veriyor ki: Sa'd İbn-i Ebî Vakkas için Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm duâ etmiş;"Allahım, onun duasını kabul eyle."demiş. Sa'd'ın duâsının kabûlü için duâ etmiş. O asırda, Sa'd'ın bedduâsından herkes korkuyordu. Duâsının kabulüde şöhret buldu. 
     Hem meşhur Ebû Katâde'ye ferman etmiş:"Allah onun yüzünü ak etsin. Allahım, onun tenini ve saçını mübarek kıl."diye, genç kalmasına duâ etmiş. Ebû Katâde, yetmiş yaşında vefat ettiği vakit; onbeş yaşında bir genç gibi olduğu, nakl-i sahîh ile şöhret bulmuş. 
     Hem –nakl-i sahîh ile– İmam-ı Ali için duâ etmiş ki:"Yâ Rab! Soğuk ve sıcağın zahmetini ona gösterme." İşte şu duâ bereketiyle, İmam-ı Ali kışta yaz libasını giyerdi; yazda kış libasını giyerdi. Der idi ki: "O duânın bereketiyle hiçbir soğuk ve sıcağın zahmetini çekmiyorum." 
     Hem Hazret-i Fâtıma için duâ etmiş:"Açlık elemini ona verme." Hazret-i Fâtıma der ki: "O duâdan sonra açlık elemini görmedim." 
     Hem Ebu Hureyre, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a şekva etmiş ki: "Nisyan bana ârız oluyor." Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş; bir mendil şeklinde birşey açmış. Sonra mübarek avucu ile gaibten birşey alır gibi, öyle avucunu oraya boşaltmış. İkiüç defa öyle yaparak Ebu Hureyre'ye demiş: "Şimdi mendili topla..." Toplamış. Bu sırr-ı mânevî-i duâ-yı Nebevî ile Ebu Hureyre kasem eder ki: "Ondan sonra hiçbir şey unutmadım." İşte bu vâkıalar, ehâdîs-i meşhuredendirler.
     Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın bedduâsına mazhar olmuş bir kaç vâkıayı beyan ederiz: 
     Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme-i Nebeviyeyi yırtmış. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a haber geldi. Şöyle bedduâ etti:
"Yâ Rab! Nasıl mektubumu paraladı, Sen de onu ve onun mülkünü parça parça et!" İşte şu bedduânın tesiriyledir ki; o Kisra Perviz'in oğlu Şirviye, hançer ile onu paraladı. Sa'd İbn-i Ebî Vakkas da, saltanatını parça parça etti. Sâsâniye Devleti'nin hiçbir yerde şevketi kalmadı. Fakat Kayser ve sâir melikler, nâme-i Nebeviyeye hürmet ettikleri için, mahvolmadılar. 
     Tevatüre yakın meşhurdur ve âyât-ı Kur'âniye işaret ediyor ki: Bidâyet-i İslâmda Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Mescidü'l-Haram'da namaz kılarken; rüesâ-yı Kureyş toplandılar, O'na karşı gayet bed bir muamele ettiler. O da, o vakit onlara bedduâ etti. İbn-i Mes'ud der ki: "Kasem ederim, o bed muameleyi yapan ve onun bedduâsına mazhar olanların, Gazve-i Bedir'de birer birer lâşelerini gördüm." 
      Hem hususî adamlara bedduâsının dehşetli kabulüdür. Bunun çok misâlleri var.Utbe İbn-i Ebî Leheb hakkında şöyle bedduâ etti:"Yâ Rab! Ona bir itini musallat et!" Sonra Utbe sefere giderken, bir arslan gelip, kafile içinde onu arayıp bulmuş, parçalamış. Şu vâkıa meşhurdur. Eimme-i hadîs, nakil ve tashih etmişler.
      Hem Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hem duâsı, hem temasından zuhur eden pek çok hârikalarından, kat'iyet kesbetmiş birkaç hadiseyi zikredeceğiz: 
     Hazret-i Hâlid İbn-i Velid'e (Seyfullah'a), birkaç saçını verip, nusretine duâ etmiş. Hazret-i Hâlid, o saçları külâhında hıfzetmiş. İşte o saç ve duânın bereketi hürmetine, hiçbir harbe girmemiş illâ muzaffer çıkmış. 
     Selman-ı Fârisî, evvelce Yahudilerin abdi imiş. Onun seyyidleri, onu âzâd etmek için çok şeyler istediler. "Üçyüz hurma fidanını dikip meyve verdikten sonra, kırk okıyye altın vermekle âzad edilirsin" dediler. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a geldi, beyan-ı hâl etti. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, kendi eliyle Medine civarında, üçyüz fidanı dikti. Yalnız bir tanesini başkası dikti. O sene zarfında, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın diktiği bütün fidanlar meyve verdi. Yalnız bir tek başkası dikmişti; o tek meyve vermedi. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onu çıkardı, yeniden dikti; o da meyve verdi. Hem tavuk yumurtası kadar bir altını; ağzının tükrüğünü ona sürdü, duâ etti, Selmân'a verdi. Dedi: "Git Yahudilere ver." Selman-ı Fârisî gidip o altından kırk okiyyeyi onlara verdi, o tavuk yumurtası kadar olan altın, eskisi gibi bâki kaldı. İşte şu vâkıa Hazret-i Selman-ı Pâk'in, sergüzeşte-i hayatının en mühim bir hadise-i mu'cizekâranesidir. Mûteber ve mevsuk imamlar haber vermişler. 
     Başta Ebu Nuaym, delâil-i Nübüvvette, ehl-i hadîs haber veriyorlar ki: Enes'in evindeki kuyuya, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm tükrüğünü içine atıp duâ etmiş, Medine-i Münevvere'de en tatlı su o olmuş.
     İbn-i Mâce haber veriyor ki: Mâ-i Zemzemden bir kova su, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a getirdiler. Bir parça ağzına aldı, kovaya boşalttı. Kova misk gibi râyiha verdi. 
     Hem İmam-ı Ahmed İbn-i Hanbel haber veriyor ki: Bir kuyudan, bir kova su çıkardılar. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, içine ağzının suyunu akıtıp kuyuya boşalttıktan sonra, misk gibi râyiha vermeğe başladı.
     Ehl-i siyerin bütün muteber kitabları haber veriyorlar ki: Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Ebu Bekiri's-Sıddîk ile beraber hicret ederken, Âtiket Binti'l-Huzâiyye denilen Ümm-ü Ma'bed hanesine gelmişler. Gayet zaif, sütsüz, kısır bir keçi orada vardı. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Ümm-ü Ma'bed'e ferman etti: "Bunda süt yok mudur?" Ümmü Ma'bed demiş ki: "Bunun vücudunda kan yoktur; nereden süt verecek!" Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm gidip o keçinin beline elini sürmüş, memesini de meshetmiş, duâ etmiş. Sonra demiş: "Kap getiriniz, sağınız!" Sağdılar, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Ebu Bekiri's-Sıddîk ile içtikten sonra, o hane halkı da doyuncaya kadar içmişler. O keçi kuvvetlenmiş, öyle de mübarek kalmış. 
     Şât-ı İbn-i Mes'ud'un meşhur kıssasıdır ki: İbn-i Mes'ud, İslâm olmadan evvel, bâzıların çobanı idi. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Ebu Bekiri's-Sıddîk ile beraber, İbn-i Mes'ud'un keçileriyle bulunduğu yere gitmişler. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, İbn-i Mes'ud'dan süt istemiş. O da demiş: "Keçiler benim değil, başkasının malıdırlar." Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm demiş: "Kısır, sütsüz bir keçi bana getir." O da iki senedir teke görmemiş bir keçi getirdi. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm eliyle onun memesine meshedip duâ etmiş. Sonra sağmışlar, hâlis bir süt almışlar, içmişler. İbn-i Mes'ud bu mu'cizeyi gördükten sonra îman etmiş. 
     Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın murdiası yâni süt annesi olan Halîme-i Sa'diye'nin keçilerinin kıssa-i meşhuresidir ki; o kabilede bir derece kahtlık vardı. Hayvanat zaif ve sütsüz oluyordular ve tok oluncaya kadar yemiyorlardı. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm oraya, süt annesinin yanına gönderildiği zaman, O'nun bereketiyle, Halîme-i Sa'diye'nin keçileri, akşam vakti, başkalarının hilâfına olarak, hem tok ve memeleri dolu olarak geliyorlardı.
     İşte, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın mu'cizat-ı bâhiresi, her bir nevide kat'î olarak mevcuttur. Cüz'iyatı dahi, o küllî ve mutlak mu'cizenin suretleri veyahut nümuneleridir. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın, nasılki eli, parmakları, tükürüğü, nefesi, sözü yâni duâsı, çok mu'cizâtın mebdei oluyor; aynen öyle de, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sâir letâifi ve duyguları ve cihazatı, çok hârikalara medardır. Kütüb-ü siyer ve tarih, o hârikaları beyan etmişler; sîret ve suret ve duygularında, çok delâil-i nübüvvet bulunduğunu göstermişler...
 
Etiketler: İman, Hakikatları, Dersleri, 18,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Aralık 2020
İman Hakikatları Dersleri 32
833 Okunma.
09 Aralık 2020
İman Hakikatları Dersleri 31
164 Okunma.
05 Aralık 2020
İman Hakikatları Dersleri 30
203 Okunma.
01 Aralık 2020
İman Hakikatları Dersleri 29
180 Okunma.
27 Kasım 2020
İman Hakikatları Dersleri 28
191 Okunma.
24 Kasım 2020
İman Hakikatları Dersleri 27
227 Okunma.
19 Kasım 2020
İman Hakikatları Dersleri 26
180 Okunma.
17 Kasım 2020
İman Hakikatları Dersleri 25
180 Okunma.
12 Kasım 2020
İman Hakikatları Dersleri 24
156 Okunma.
11 Kasım 2020
İman Hakikatları Dersleri 23
130 Okunma.
03 Kasım 2020
İman Hakikatları Dersleri 22
193 Okunma.
03 Kasım 2020
İman Hakikatları Dersleri 21
173 Okunma.
22 Ekim 2020
İman Hakikatları Dersleri 20
263 Okunma.
19 Ekim 2020
İman Hakikatları Dersleri 19
255 Okunma.
02 Ekim 2020
İman Hakikatları Dersleri 17
214 Okunma.
22 Eylül 2020
İman Hakikatları Dersleri 16
206 Okunma.
18 Eylül 2020
İman Hakikatları Dersleri 15
306 Okunma.
14 Eylül 2020
İman Hakikatları Dersleri 14
253 Okunma.
11 Eylül 2020
İman Hakikatları Dersleri 13
251 Okunma.
08 Eylül 2020
İman Hakikatları Dersleri 12
219 Okunma.
03 Eylül 2020
İman Hakikatları Dersleri 11
222 Okunma.
31 Ağustos 2020
İman Hakikatları Dersleri 10
230 Okunma.
28 Ağustos 2020
İman Hakikatları Dersleri 9
295 Okunma.
26 Ağustos 2020
İman Hakikatları Dersleri 8
248 Okunma.
20 Ağustos 2020
İman Hakikatları Dersleri 7
263 Okunma.
17 Ağustos 2020
İman Hakikatları Dersleri 6
227 Okunma.
13 Ağustos 2020
İman Hakikatları Dersleri 5
286 Okunma.
09 Ağustos 2020
İman Hakikatları Dersleri 4
362 Okunma.
06 Ağustos 2020
İman Hakikatları Dersleri 3
329 Okunma.
03 Ağustos 2020
İman Hakikatları Dersleri 2
481 Okunma.
01 Ağustos 2020
İman Hakikatları Dersleri
1075 Okunma.
Haber Yazılımı