Eğitim-Bir-Sen 2 No’lu Şube’den Basınla Tanışma Toplantısı
Haber
23 Aralık 2021 - Perşembe 17:57 Bu haber 1081 kez okundu
 
Eğitim-Bir-Sen 2 No’lu Şube’den Basınla Tanışma Toplantısı
Basın mensuplarıyla bir araya gelen Eğitim-Bir-Sen Diyarbakır 2 No’lu Dicle Üniversitesi Şube Başkanı Yüksel Gümüş, akademik ve idari personellerin çalışma koşullarına ilişkin sorun ve çözüm önerilerini anlattı.
Eğitim Haberi
Eğitim-Bir-Sen 2 No’lu Şube’den Basınla Tanışma Toplantısı

Eğitimciler Birliği Sendikası Eğitim-Bir-Sen Diyarbakır 2 No’lu Dicle Üniversitesi Şube Başkanı Yüksel Gümüş ve yönetim kurulu üyeleri kentteki basın mensuplarıyla toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda Şube Başkanı Gümüş, akademik ve idari personellerin çalışma koşullarına ilişkin sorun ve çözüm önerilerini paylaştı.

 

Devlet yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanı norm kadrolarının belirlenmesine ve kullanılmasına ilişkin yönetmelikte, norm kadro fazlası ve norm dışı akademisyenlerin hangi kriterlere göre belirleneceği ve norm kadro fazlası sayılan akademisyenlerin ne olacağı sorunu belirsizliğe bırakıldığını aktaran Gümüş, “Norm kadro fazlası sayılacak akademisyenler, bu belirsizlik karşısında ya kadrolarının bulunduğu üniversitelerden başka üniversitelere gitmeye zorlanacak ya da akademik yükselmelerinin önü kesilerek akademik unvan almalarına rağmen kadro haklarından mahrum kalacaklar” dedi.

 

“ÖĞRETİM ELEMANLARI YEŞİL PASAPORT SAHİBİ OLABİLMELİ”

 

“Öğretim görevlileri sınıfında çalışan öğretim elemanlarının re’sen emekli olma yaşı, öğretim üyelerinden daha düşük olup bu durum çalışma isteğinde bulunanlar açısından eşitsizlik oluşturmaktadır. Öğretim görevlileri sınıfında çalışan öğretim elemanlarının resen emekli olma yaşı da öğretim üyeleri ile aynı olmalıdır” diyen Gümüş, yine atama sürelerinin yenilenmesini objektif, somut, açık, net ve denetlenebilir kurallara bağlanması gerektiğini aktardı. Öğretim elemanlarının akademik faaliyetleri nedeniyle yurt dışına çıkışlarının kaçınılamaz bir zorunluluk olması sonucunda hususi damgalı (yeşil) pasaport sahibi olamamaları, akademik faaliyetlerine engel olacak türden mağduriyetlere neden olduğunu belirten Gümüş, öğretim elemanlarının hususi damgalı (yeşil) pasaport sahibi olabilmeleri yönünde düzenlemenin yapılması gerektiğini ifade etti.

 

“REKTÖRE TANINMIŞ OLAN YETKİLER BİR KURALA BAĞLANMALI”

 

 “2547 sayılı Kanunun 13/b-4 maddesinin keyfi, sınırsız, ölçüsüz ve amacı dışında kullanımı çalışma barışını bozduğu kadar mağduriyet kaynağı teşkil etmektedir. 2547 sayılı Kanunun 13/b-4 maddesinde rektöre tanınmış olan yetkilerin sınırlarının çizilmesi; görev yeri değişikliği başta olmak üzere yetkinin kullanımının objektif, açık, net, somut, haklı gerekçelere dayalı ve denetlenebilir kurallara bağlanması sağlanmalıdır” diyen Gümüş sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: “Yükseköğretim kurumlarının senato, fakülte, enstitü ve yüksekokul kurullarında temsilde adaletin sağlanmaması, katılım ve çoğulculuğu engellemekte ve kurumsal aidiyete zarar vermektedir. Yükseköğretim kurumlarının senatolarında, fakülte, enstitü ve yüksekokul kurullarında öğretim görevlileri ve araştırma görevlilerinin de temsil edilmesi sağlanmalı; üniversite senatosunda yetkili sendika temsilcisine yer verilmelidir.

 

YÖNETİMLERİN DE YETKİ SINIRLARI ÇİZİLMELİ

 

Üniversite yönetimlerine tanınan yetkilerin sınırlarının çizilmemiş olmasından ve etkili bir denetimin yokluğundan kaynaklı, akademik personele yönelik mobbing niteliğindeki tutum, davranış, eylem ve işlemlerin tespiti ve önlenmesi için etkin bir mekanizma yokluğu çalışma barışını ve iş huzurunu bozmaktadır.

 

BİLİMSEL ÇALIŞMALAR MESAİDEN SAYILSIN!

 

Öğretim elemanlarının mesai saati uygulamasına tabi kılınması/kılınmaya teşebbüs edilmesi, akademik faaliyetlere zarar verdiği kadar gereksiz idari süreçlere yol açmaktadır. Akademik personelin bilimsel çalışmalara vakit ayırması zorunluluğu olduğundan 657 sayılı Kanun kapsamında mesai saati uygulamasına tabi tutulmaması hukuki düzenleme konusu edilmelidir.

 

“ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİ ANGARYA İŞLERE MARUZ BIRAKILMAMALI”

 

Araştırma görevlilerinin görev tanımlarının yapılmamış olması, öğretim elemanı kimliğine yakışmayacak türden kimi zaman kişisel işlerde çalıştırılmalarına, yeni kurulan üniversitelerde idari iş yüklenmesine ve benzeri angarya niteliğinde işlere maruz bırakılmalarına neden olmaktadır. Araştırma görevlilerinin görev tanımlarının yapılması; görev tanımı haricinde iş verilmemesi yönünde düzenleme yapılmalıdır.

 

“YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜ HEBA EDİLMEMELİ”

 

Ders okutma zorunluluğu bulunmayan öğretim görevlilerine, ihtiyaç bulunmasına ve isteklerine rağmen ders görevi verilmeyerek okutulması zorunlu ders yükünün üniversite dışı kaynaklardan karşılanması yükseköğretimin niteliğine aykırı olduğu kadar yetişmiş insan gücünün heba edilmesine neden olmaktadır. Ders okutma yükünün üniversitede mevcut ders yükü bulunan öğretim üyesi, araştırma görevlisi ve öğretim görevlilerince karşılanamadığı hallerde, bu ders yükünün taleplerine bağlı olarak ders okutma yükümlülüğü bulunmayan öğretim elemanlarınca karşılanması sağlanmalıdır.

 

ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİ İŞ GÜVENCESİNDEN YOKSUN!

 

Gümüş, 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesi kapsamında istihdam edilen araştırma görevlilerinin de iş güvencesinden yoksun olduğunu, 3 yıllık bir süre için ilgili kadrolara atanmakta ve bu sürenin sonunda görevleri kendiliğinden sona erdiğini belirterek, üç yıllık süre sınırlaması ve bu sürenin sonunda görevin kendiliğinden sona ereceğine dair hükümlerin yürürlükten kaldırılmasını ve araştırma görevlisi kadrosundaki öğretim elemanlarının tümünün daimi kadroya geçirilmesi gerektiğini söyledi.

 

3600 EK GÖSTERGEYİ TÜM DEVLET MEMURLARININ ALACAĞI ŞEKLİDE ALGILANIYOR

 

Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Gümüş, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından öğretmen, imam, polis ve hemşirelere 3600 ek gösterge sözü verildiğini hatırlatarak, “Ancak 3600 Ek göstergeyi tüm devlet memurlarının alacağı şeklide algılanıyor. 2021 Ağustos ayında yapılan 6. dönem toplu sözleşme sürecinde biz bunu tüm kamu çalışanlara verilmesi gerektiğini söyledik. Ve bunu kabul ettirdik. Önümüzdeki günlerde bu konuya ilişkin komisyon toplanacak” dedi.

 

REKTÖRLER BU DURUMU ÇOK FARKLI KULLANIYOR

 

Üniversitelerin idari personellere tayin hakkı tanınmasıyla ilgili konuşan Gümüş, “Üniversitede bulunan idari personele maalesef tayin hakkı yok. Üniversitede çalışan her hangi bir idari personel her hangi bir üniversiteye, başka şehre geçek istediğinde gitmek istediği üniversitenin rektörü ve ayrılacağı yerdeki rektörün kabul etmesi gerekiyor. Bunun sorunlar yarattığını rektörler arasında bu yetkinin çok farklı kullanıldığını biz görüyoruz. Dolayısıyla aile bütünlüğü bozulmuş olan devlet memurlarının gitmek istediği şehirden aile bütünlüğünü sağlamak adına biz bunu 6. Dönem toplu sözleşme sonucunda bunu da yeniden çalışılmak üzere karara bağlandı. 2022 yılı içine de idari personele tayin hakkı verilmiş olacak. Ya becayiş sistemi olacak üniversiteler arası ya da puan sistemi geliştirilerek tayin hakkı sağlanmış olacak” dedi.

 

ÜNİVERSİTE/ŞEHİR İLİŞKİSİ GELİŞİYOR

 

Dicle Üniversitesi’nin şehirle ilişkisinin yıllardır süren bir problem olduğunu kaydeden Gümüş, “Üniversite bilim, proje üretiyor ama bunun şehre bir katkısı olmuyor. Veya şehirdeki bir sanayici bu bilgiden faydalanamıyordu. Biz son yıllarda bu ilişkinin geliştiğini görüyoruz. İstenilen seviyede olmayabilir ama bir ivme kazandığını, şehirle üniversitenin bu anlamda bilgi paylaşımı içene girdiğini görüyoruz. Bu ilişkilerin gelişmesi bizleri de memnun ediyor. Daha da gelişmesini umut ediyoruz” dedi.

Kaynak: Editör:
Etiketler: Eğitim-Bir-Sen, 2, No’lu, Şube’den, Basınla, Tanışma, Toplantısı,
Yorumlar
Haber Yazılımı