Yazı Detayı
13 Ağustos 2020 - Perşembe 09:21 Bu yazı 131 kez okundu
 
İman Hakikatları Dersleri 5
Abdullah ADEMOĞLU
 
 

"Bir noktayı tam yerinde icad etmek için, bütün kâinatı icad edecek sonsuz bir kudret lâzımdır. Zira şu kâinat kitabının herbir harfinin –bahusus zîhayat herbir harfinin– herbir cümlesine müteveccih birer yüzü, nâzır birer gözü vardır."
       Şu hadsiz kâinatı şenlendiren, bilmüşahede, rahmettir. Ve bu karanlıklı mevcudâtı ışıklandıran, bilbedâhe, yine rahmettir. Ve bu hadsiz ihtiyâcât içinde yuvarlanan mahlukatı terbiye eden, bilbedâhe, yine rahmettir. Ve bir ağacın bütün hey'etiyle meyvesine müteveccih olduğu gibi, bütün kâinatı insana müteveccih eden ve her tarafta ona baktıran ve muâvenetine koşturan, bilbedâhe, rahmettir. Ve bu hadsiz fezâyı ve boş ve hâlî âlemi dolduran, nurlandıran ve şenlendiren, bilmüşahede, rahmettir. Ve bu fâni insanı ebede namzet eden ve ezelî ve ebedî bir Zâta muhâtap ve dost yapan, bilbedâhe, rahmettir. 
        Bu hakikati Cenab-ı Hak Kur'an da şöyle ifade ediyor;"Gökleri ve yeri yaratan, gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü türlü ürünler çıkaran Allah’tır; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize veren, nehirleri sizin için faydalı olacak şekilde yaratan O’dur.Düzenli seyreden güneşi ve ayı sizin için yararlı kılan, gece ile gündüzü faydalanacağınız biçimde yaratan O’dur. O size istediğiniz her şeyi verdi. Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız başa çıkamazsınız. Şu bir gerçek ki insanoğlu çok zalim, çok nankördür!(İbrahim Sûresi,14:32-34)"
           Evet rahmet ve ferdiyet cilvesi, kâinat yüzünde öyle bir sikke-i vahdet koymuştur ki, kâinatı tecezzi kabul etmez bir küll hükmüne getirmiştir. Bütün kâinata tasarruf edemeyen bir zât, hiçbir cüz'üne hakikî mâlik olamaz. O sikke de şudur: Kâinatın mevcudatı, enva'ları, en muntazam bir fabrika çarkları gibi birbirine muavenet eder; birbirinin vazifesini tekmile çalışır. Öyle bir tesanüd, öyle birbirine muavenet, öyle birbirinin sualine cevab vermek ve birbirinin imdadına koşmak ve birbirine sarılmak, birbiri içine girmek suretiyle öyle bir vahdet-i vücud teşkil ediyorlar ki; bir insanın cesedindeki unsurlar gibi, birbirinden kabil-i tefrik olmaz. Bir unsurun dizginini tutan, umumun dizginlerini tutamazsa, o tek unsurun dizginini zabtedemez.  
   İşte kâinatın sîmasındaki bu teavün, tesanüd, tecavüb, teanuk; pek parlak bir sikke-i kübra-yı vahdettir.
      Şu kâinattaki mevcudatın birbirine teavünü, tecavübü, tesanüdü gösterir ki; umum mahlukat bir tek Mürebbi'nin terbiyesindedirler, bir tek Müdebbir'in idaresindedirler, bir tek Mutasarrıf'ın taht-ı tasarrufundadırlar, bir tek Seyyid'in hizmetkârlarıdırlar. Çünki zemindeki zîhayatlara levazımat-ı hayatiyeyi emr-i Rabbanî ile pişiren Güneş'ten ve takvimcilik eden Kamer'den tut, tâ ziya, hava, mâ, gıdanın zîhayatların imdadına koşmalarına ve nebatatın dahi hayvanatın imdadına koşmalarına ve hayvanat dahi insanların imdadına koşmalarına, hattâ a'zâ-yı bedenin birbirinin muavenetine koşmalarına ve hattâ gıda zerratının hüceyrat-ı bedeniyenin imdadına koşmalarına kadar cari olan bir düstur-u teavün ile, camid ve şuursuz olan o mevcudat-ı müteavine, bir kanun-u kerem, bir namus-u şefkat, bir düstur-u rahmet altında gayet hakîmane, kerimane birbirine yardım etmek, birbirinin sadâ-yı hâcetine cevab vermek, birbirini takviye etmek, elbette bilbedahe bir tek, yekta, Vâhid-i Ehad, Ferd-i Samed, Kadîr-i Mutlak, Alîm-i Mutlak, Rahîm-i Mutlak, Kerim-i Mutlak bir Zât-ı Vâcibü'l-Vücud'un hizmetkârları ve memurları ve masnuları olduklarını gösterir.
         Kainat ve kainatın unsurları ve elementleri arasında açıkça görülen yardımlaşma, dayanışma, cevaplaşma, kucaklaşma gibi fiiller, kainatı parçalanmaz ve bölünmez bir bütün haline getiriyor. Bu fiiller sayesinde kainat adeta kompleks çalışan bir fabrika şekline giriyor. Bir bütün olan ve fabrika şekline giren kainat, tamamı ile hayat sahiplerine hizmet ediyor.Mesela; bir elmanın teşekkülünde ve oluşmasında; güneş, hava, su, toprak, elementler, dolaylı olarak yıldız ve galaksiler, hepsi bir intizam ve yardımlaşma içinde çalışıyorlar. Şayet bu unsurlardan bir tanesi bu yardımlaşma ve dayanışma içinden çıksa, elma olmaz.
Mesela; güneş bu halkadan çıksa, elma vücut bulamaz. Ya da milyarlarca yıl uzakta olan bir galaksi yörüngesini şaşırıp intizamı bozsa, kainat sistemi yerle bir olacağı için elma yine oluşamaz...
       Nasıl fabrikanın içindeki makine ve cihazlardan birisi bozulsa ya da atıl kalsa, netice ve gaye elde edilemez, yani ürün alınamaz ise, aynı şekilde kainat fabrikasının bir dişlisi kırılsa ya da bozulsa kainatta hayat mümkün olmazdı. Hayatın oluşması mümkün olmayacağı gibi, devam etmesi de mümkün olmazdı.
        Demek hayat kimin ise, hayatın oluşumunda hizmet eden kainat ve çarkları da onundur. Bu da Allah’ın kainat üstündeki rububiyet ve uluhiyetini açıkça bize gösterip ispat ediyor. Güneşin basit bir elmaya boyun eğmesi ve ona hizmetkarlık yapması; Allah’ın tedbir ve terbiyesinin her şeyi kuşattığını bize gösteriyor. Daha bunun gibi binlerce örneği buna kıyas edebiliriz.
       Yardımlaşma, dayanışma, cevaplaşma, kucaklaşma gibi fiiller, kainatın umumunda tecelli ettiği gibi, en küçük bir parçası olan hücre ve atomların arasında da işleyen bir kanundur. Bu kanunların izleri ve işaretleri dikkatle takip edilip izlenirse, bizi tevhide götürür.
       Şuursuz ve cansız varlıkların yardımlaşma ve dayanışma gibi şuurlu fiilleri sergilemeleri mümkün olmayacağına göre, bu fiillerin ardında Allah’ın kudret ve rahmet tasarrufları ayna gibi parlar ve kendini ilan eder.
       Ey insan! Aklını başına al. Hiç mümkün müdür ki, bütün envâ-ı mahlûkatı sana müteveccihen muâvenet ellerini uzattıran ve senin hâcetlerine "Lebbeyk" dedirten Zât-ı Zülcelâl seni bilmesin, tanımasın, görmesin? 
       Madem seni biliyor, rahmetiyle bildiğini bildiriyor. Sen de Onu bil, hürmetle bildiğini bildir. Ve kat'iyyen anla ki, senin gibi zaîf-i mutlak, âciz-i mutlak, fakîr-i mutlak, fâni, küçük bir mahluka bu koca kâinatı musahhar etmek ve onun imdadına göndermek, elbette hikmet ve inayet ve ilim ve kudreti tazammun eden hakikat-i rahmettir.Elbette böyle bir rahmet, senden küllî ve hâlis bir şükür ve ciddî ve sâfî bir hürmet ister.
        Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku... Yoksa hayvan ve camid hükmünde insan olmak ihtimali var!
     Yazar: Abdullah Ademoğlu

 
Etiketler: İman, Hakikatları, Dersleri, 5,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Fatih Karagümrük
7
0
0
1
2
3
2
Galatasaray
6
0
0
0
2
2
3
Alanyaspor
6
0
0
0
2
2
4
Fenerbahçe
4
0
0
1
1
2
5
Hatayspor
4
0
0
1
1
2
6
Antalyaspor
4
0
0
1
1
2
7
Beşiktaş
4
0
0
1
1
2
8
Göztepe
4
0
0
1
1
2
9
Kayserispor
3
0
1
0
1
2
10
Sivasspor
3
0
1
0
1
2
11
BB Erzurumspor
3
0
1
0
1
2
12
Kasımpaşa
3
0
1
0
1
2
13
Denizlispor
1
0
1
1
0
2
14
Yeni Malatyaspor
1
0
1
1
0
2
15
Gençlerbirliği
1
0
1
1
0
2
16
Trabzonspor
1
0
1
1
0
2
17
Gaziantep FK
1
0
1
1
0
2
18
Konyaspor
1
0
0
1
0
1
19
MKE Ankaragücü
0
0
1
0
0
1
20
Çaykur Rizespor
0
0
2
0
0
2
21
Başakşehir FK
0
0
3
0
0
3
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Diğer Sitelerimiz